Saatin tarihçesi hakkında bilgi sahibi olmak, zamanı en iyi şekilde değerlendirmek isteyen, dünyanın en önemli icatları arasında yer alan saat hakkında bilgi sahibi olmak hepimizin en doğal hakkı. Bu nedenle ilerleyen bölümlerde saati kim buldu, saat ne zaman bulundu gibi soruların yanıtlarından söz edeceğiz. Kol saati, duvar saati, masa saati... gibi farklı çeşitleri bulunan saatlerin her türlüsüne, Manisa'da bulunan Görkem Saatçilik'ten ulaşım şansına sahip olabilirsiniz.

Saati Kim Buldu?

Saat ilk olarak Çin'li bilgin Su Song tarafından icat edilmiş olup, icat edilen ilk saat su ile çalışan bir mekanik saattir. İlk analog saatin icadı ise Jacob Zech tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak her geçen gün geliştirilen bu saatleri, ünlü bilim adamı Galile, daha kullanılır hale getirmeyi başarmıştır. Alman bilim adamı Peter Henlein tarafından ise günümüzde de kullanılan ilk modern yaylı saatlerin icadının gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz.

Saat Ne Zaman Bulundu?

Saatin tarihçesi hakkında bilgi sahibi olmaya devam ederken aklımıza takılan bir diğer detay da saatin ne zaman bulunduğu bilgisidir. Saatin ilk bulunduğu tarihe bakıldığında, antik çağ dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğunu söylemek gerekir ki Mısır da, saatin icadının gerçekleştirildiği ilk merkezdir.

Saatin Tarihi Gelişimi


Günümüzde zamanı takip edebilmek adına telefon ya da bilgisayarlarımızı dahi kullanabildiğimiz saatin, günümüzün modern şartlarına ulaşmasının öncesinde çok aşamalı bir gelişim sürecinden geçtiğini bilmelisiniz. İnsanlar Eski Mısır'da, zamanın takibini sağlayabilmek adına güneşin gölgesinden yararlanmakta ve bunun için dikili taşlar kullanmakta idiler.

Güneş, Antik çağda Mısır'ın en önemli tanrısı niteliğinde olup, zamanı da haber veriyordu. Bu nedenle dikili taşların yanına farklı noktalarda çizgiler oluşturmuşlardı. Bu çizgiler günün saatlerini haber veriyordu. Söz konusu çizgilerle gün 10 eşit parçaya ayrılmış olup, şafak vakti ve akşamın alacakaranlığı için de dört farklı zaman diliminden söz ediliyordu. Bu sayede gün içerisinde zamandan haberdar olan Mısır'lılar hangi mevsimde olduklarını dahi takip edebiliyorlardı ama hava bulutlu iken ya da gün geceye döndüğünde güneş saati bir işe yaramıyordu. Dolayısı ile saatin tarihi gelişimine devam etmesi gerekiyordu.

Yunan'lılar ve Roma'lılar da Milattan Önce 325 yılına kadar güneş saati kullanmaya devam etmiş, bu tarihte ise su bazlı alarm saatini icat etmişlerdir. Su bazlı alarm cihazı olarak bilinen bu araçlarda yer alan kol suyun akışına göre hareket ediyor ve insanlara saat hakkında net bilgiler veriyordu. Ancak yine de "ati vazgeçilmezdi. Bu noktada en büyük güneş saatinin M.Ö 10 yılında imparator Augustos tarafından yaptırıldığını ve bunun için de Mısır'dan ithal edilen 30 metre yüksekliğinde kırmızı bir granit Montecitorio dikili taşı olduğunu söyleyebiliriz.

Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından su saati kullanmaya devam eden Pers ve Çin'lilerin en modern ve kendinden söz ettiren su saatini 1206 yılında Müslüman mühendis Al-Jazari yapmıştır.

Avrupa'da gemi seyahatlerinin gelişmesi ve ticaretin artması ile birlikte açık denizlere gidilmesi gerekliliği gittikçe arttığında, daha güvenilir güneş saatlerinin kullanılması gerekli hale geldi. Tam da bu noktada İran devreye giderek güvenilir güneş saatlerini ortaya çıkardı ve bu saatler 15. yüzyıl itibari ile sadece gemilerde değil, aynı zamanda kiliselerde ve tüm dünya genelinde de kullanılmaya başlanır hale geldi.

Tarihler 16. yüzyılı gösterdiğinde ise artık mekanik saatler daha hassas ve güvenilir olmak kaydı ile laboratuarlardan çıkmaya başladı. Bu saatler artık yaylara ya da sarkaçlara dayalı bir şekilde çalışabiliyordu. Ve sonunda 19. yüzyıla gelindiğinde, daha da küçülerek masalara ve kollarımıza takılabilir hale geldiler.


Sarkaç saatler İkinci Dünya Savaşı sonunda icat edilen atomik saatlere kadar en güvenilir saatler arasında yer almakta idiler. Ancak sonrasında teknolojinin de gelişmesi ile birlikte bu saatler hem kompakt, hem de üretime uygun olmaları dolayısı ile çok hızlı bir gelişim sürecine girmiş oldular. Bu saatlerde doğruluk adına hiç bir sapma söz konusu olmayıp, 1.000 yıllık zaman diliminde 1 saniyelik bir oynama payına sahiptirler ve bu durum rahatlıkla kullanılmalarını olanaklı hale getirir.

 

Günümüzün saat teknolojisine baktığımızda ise giyilebilir akıllı saatleri görmekteyiz ve bu durum bize saatin tarihçesi ve tarihi gelişiminin hala hızlı bir şekilde devam ettiğini gösteren en açık kanıt niteliğindedir. Geçmişten günümüze yayılarak gelen saat çeşitlerinin en popülerlerine, Manisa'da hizmet vermeye devam eden Görkem Saatçilik'ten ulaşabilirsiniz.